Köyümüz 6360 sayılı kanun gereği mahalleye dönüşmüştür.
Eskiden İznik‘e bağlı idi.Gedelek adı, ok kuburu anlamına gelen “Gedeleç“‘ten gelmiş olmalıdır. 1530 Tahrirat defterine göre İznik kazasının Gürle Bucağına bağlı idi. 1530 yılında köyde 17 hane yaşamaktaydı. İşgal yıllarında köy tamamen yakılmıştır.
Köyümüz yaklaşık 1000 yıl önce kurulmuş olup, kökeni Yörükler’e dayanmaktadır. Köy, Yörükler’in göçebe yaşam tarzı nedeniyle adını “gezerek” koymuşlardır. Köy, tarih boyunca 3 kez yer değiştirmiştir. İlk olarak, Karadona’da yerleşim kurulmuş ancak sivrisineklerin fazla olması nedeniyle uzun süreli bir yerleşim sağlanamamıştır. Daha sonra, Kiraz Deresi’ne taşınmışlardır; ancak bu yerde engerek yılanların fazla olması nedeniyle Gedelek isimli yerleşim yeri kurulmuştur. Gedeleğe’de su kaynaklarının bol olması nedeniyle uzun süreli bir yerleşim sağlanmıştır.
Köyümüzde şehitlerimiz için bir şehitlik mevcuttur.
Gedelek’te Ermenilerin Yaptığı Katliam
Gedelek’in üst kısmında da komşu Benli ve Yukarı Benli adlı Ermeni köyleri bulunmaktaydı. Türk ve Ermeniler 1921 yılına kadar komşu köyler olarak yüzyıllarca barış içinde yaşamışlar, Gedelek’ teki ipek böcekçiliği ve zeytin bahçelerinin bakımında Benli’li Ermeniler kuşaklar boyu Gedelek’teki Türklerle beraber çalışmışlardır. 1915’deki tehcir olayları esnasında da bu durum hiç değişmemiş, dostluk devam etmiştir. Ama ne yazık ki Yunan’ın Gemliği ve köylerini işgali ile komşu Ermeni köyleri Türk köylerine karşı birden bire vahşi ve insanlık dışı saldırılarına başlamışlardır.
1921’de Yunan askerlerinin baskısı ve köylerine hiç dokunulmayacağı gibi yalanlarla Gedelek Köy Muhtarı Osman Efendi ikna edilmiştir. Muhtarın yardımı ile köyden iki kağnı dolusu silah Yunan askeri tarafından toplanmıştır. Bu şekilde Gedelek halkı Yunanlılar tarafından silahsız ve savunmasız bırakılmıştır. Bunun üzerine Benli Ermenileri’de “Gedeleği bize bırakın, biz yakacağız” deyip köye el koymuşlardır. Neticede silahsız kalan Gedelek halkına özellikle geceleri komşu Benli Köyü Ermenileri eziyet etmeye ve mallarını yağmalamaya başlamışlardır.
O esnada köy, askerde olan gençlerinin yokluğundan dolayı çoğunluğu kadın ve çocuklar ile bazı ihtiyarlardan ibarettir. Kadınların bir kısmı Ermeni erkeklerinin tecavüzünden, sarkıntılığından korunmak gayesiyle Ali Çavuşların evinde toplanıp yüzlerine mayıs (hayvan dışkısı) ve çamur sürerek evlerde gizlenmeye, tecavüzden korunmaya çalışmışlardır. Ertesi günü evlerine sığınmış Türk köylüleri zorla Hacı Osman YILMAZ’ın evine doldurulmuş ve içeriye pencereden el bombaları atılarak topluca katledilmişlerdir.
Bombalanan evden yaralı kurtulan tek kişi o zamanlar 11 yaşındaki kız çocuğu olan Paslıoğulları’ndan Hayriyedir. Hayriye (ERDEM) yanı başındaki annesinin beyninin parçalanarak öldüğüne şahit olmuş kendisi de çenesinin el bombasından parçalanıp kopmasıyla ağır yaralanmıştır. Ermeniler köyü yağmaladıktan sonra evlerin tamamını ateşe vermiş ve köyde ağır yaralı Hayriye’den başka kimse kalmamıştır.Küçük ve yaralı kız köy hamamı taştan olduğu için yanmayan tek yapı olduğundan gece hamamın içine sığınıp gündüz su birikintisinden ayakkabısının içine su doldurup (su su diye) inleyen yaralılara su taşımıştır. 15 gün kadar sonra köye dolaşmaya gelen yağmacı bir Ermeni onu at arabasına bindirip Kumla Camisindeki mülteci olan Türklerin yani Gedelek ve civar köylerden kaçıp camiye sığınanların yanına götürmek için almış ama Açmalar Mevkisinde birden kızı saçlarından tutarak kara diken öbeğinin içine fırlatıp atmış ve kızcağızı bırakıp gitmiştir. Çalıların içinde 3 saat kadar acı içinde kıvranırken yine yağmacı bir başka Ermeni onu dikenlerin içinden çıkartıp, dikenlerini temizleyip at arabasına battaniyenin altına yatırmak suretiyle Kumla’ya getirmiş, Caminin minaresini gösterip ‘sizinkiler orada hadi git’ deyip göndermiş, Camideki mültecilerin içinde akrabalarıyla buluşup ölmekten kurtulmuştur. Çenesi kopuk olduğu için yüzünü bütün hayatı boyunca örtü ile gizleyen bahtsız Hayriye’nin yemek yediğini hiç kimse görmemiştir. Zavallı kadın hiç evlenmeden, kız olarak 1972’de 64 yaşında vefat etmiştir.
Hacı Osman’ın evinde el bombalarıyla öldürülenlerin cesetleri daha sonra zeytin merdiveni ile içeriden taşınıp pis su kanalı olarak kullanılan hendeğe birbiri üstüne Benli’li Ermeniler tarafından atılmıştır. Canlarını kurtaranların bir kısmı da Güney pınarında toplanarak Kumla istikametine kaçıp oradan Hilâli Ahmer (Kızılay) gemisi ile İstanbul’a Selimiye Camisine getirilmişler ve yıllarca orada sığınmışlardır. Köylünün diğer bir kısmı da Karamürsel yönünde kaçarak Türk ordusuna sığınmak için Eskişehir’in İnönü bölgesindeki çadırlarda yıllarca kanoklamıştır. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması üzerine köyüne dönenler Gedelek’in tamamen yok olup, yakılmış ve yıkılmış olarak görmüşlerdir.
Turgay TÜFEKÇİOĞLU